Sevgini pınar eyle gönlümüzde Ya Rabbi!



Google



Menü

Şehitlerimiz Anısına!


En Yeniler

4ÜÇ AYLAR VE FAZİLETLERİ
4SUCUKLU ÇÖREK
4PATATESLİ KARE BÖREK
4TUZLU PASTANE KURABİYESİ
4İLİM YAKARIŞI
4GÜZEL GÖRMEK, GÜZEL YAŞAMAK...
4MUZLU BONBONLAR

Arkadaşlarım

Y webtc
Y salat20
Y seciyorum
Y elalim
Y metekan

Blogspottan Arkadaşlar

Yanka06
Ynilüferhobi
Ycahideninelleri
Yruzun
Ysafirden
Yelifhobi
Yhobihayat
Ybirdemliksohbet
Yakasyakokusu
Ymisteryamotif
Ylalezar
Yturnacahobiler
Yesradan
Yilkaycahobiler
Yelay-sados

PEYGAMBERLER TARİHİ

www.dostyurdu.com

İSLAMİ YAYIN

KUR'AN-I KERIM

OKUYALIM

kuran.hayrat.com

Misafirler

Esma'ül Hüsna

Veda Hutbesi

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti. Bismillahirrahmanirrahim "Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. " Ey Nâs! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım. İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur. Ashâbım! Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur. Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır. Ashâbım! Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır. Ey Nâs! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir. Ey Nâs! Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır. Ashâbım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız. Mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler. Ey Nâs! Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder. Ashabım! Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz. Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram: - Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa: Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu.

Mesaj Panosu











Çarşamba, Temmuz 2, 2008 - ÜÇ AYLAR VE FAZİLETLERİ

Kategori: GUNCEL KONULAR

img337/8100/caylarvekandiltx1.jpg
Cenâb-ı Hakk (c.c) kulları için rahmeti, feyiz ve bereketi diğerlerinden daha bol olan günler ve aylar halketmiştir. Nasıl ki haftanın günleri arasında Cuma günü faziletli bir gün ise, “üç aylar” olarak bilinen Receb, Şaban ve Ramazan ayları da fazileti büyük, feyiz ve bereketi bol, mübarek aylardır.

Receb ayı girince Peygamberimiz (s.a.v); “Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan’a ulaştır!" (Ahmed b. Hanbel; Beyhakî) diye dua ederlerdi.
Diğer bir hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.v.); “Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır.” (Camiü's-Sağîr, Deylemî) buyurmuştur.

Bu aylarda tutulan orucun fazileti hususunda da birçok hadis-i şerif varit olmuştur: Abbâd b. Hanîf anlatıyor: Saîd b. Cübeyr (rh.a)'e Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabı verdi: İbn-i Abbâs (r.a)'ı dinledim, şöyle demişti: ‘Rasûlullah (s.a.v), Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz, ‘(Gâliba) hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak)’ derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, ‘(Gâliba) hiç oruç tutmayacak!’ derdik." (Buhârî, Savm 53)

Hz. Üsâme (r.a) anlatıyor: “Ey Allah'ın Rasûlü! Şaban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?)” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Bu, Receb'le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Hâlbuki o, amellerin Rabbü’l-âlemîn'e yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum hâlde amelimin yükseltilmesini istiyorum.” (Nesâî, Savm 70)
Bu aylara kutsiyet kazandıran diğer bir önemli özellik de beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içerisinde olmasıdır:

Receb ayının ilk cuma gecesi Regâib kandilidir.
Yine Receb ayının yirmi yedinci gecesi Miraç kandilidir.
Şaban ayının on beşinci gecesi Berat Kandili,
Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi ise Kadir gecesidir.
Fazilet ve rahmet yüklü bu aylar hakkında âlimler şunları söylemişlerdir:

“Recep, cefayı terk ayıdır; Şaban, amel ve vefa ayıdır; Ramazan ise, sadakat ve sefa ayıdır.

Recep, tevbe ayıdır; Şaban, muhabbet ayıdır; Ramazan, Hakk’a yakınlık bulma ayıdır.

Recep, hürmet ayıdır; Şaban, hizmet ayıdır; Ramazan, nimet ayıdır.

Recep, ibadet ayıdır; Şaban, zahitlik ayıdır; Ramazan ise, ziyadesi ile nimetlere ermek ayıdır.

Recep ayında, iyilikler kat kat artar; Şaban ayında kötülükler kalkar; Ramazan ayında ikramlar gelmeye başlar.

Recep, afetlerin geri bırakıldığı; Şaban, itaatlerin yapıldığı; Ramazan, ikramların beklendiği aydır.
Recep, ekim; Şaban, sulama; Ramazan ise, harman ayıdır.

Sene bir ağaçtır. Recep ayı, senenin yapraklanma günleridir. Şaban ayı, meyvelenme günleridir. Ramazan ayı ise, senenin meyvelerinin toplandığı günleridir.”
Recep ayının girmesiyle birlikte kavuşacağımız mübarek gün ve geceler, Cenâb-ı Hakk’a kulluk yolunda karşımıza çıkan önemli bir fırsattır. Recep ve Şaban aylarını güzel bir şekilde değerlendirebilmek Ramazan ayından gerçek manada istifade açısından çok önemlidir. Bu sebeple bu ayları elden geldiği kadar ibadet ve taatle geçirmeli, af ve mağfiretini indirmesi için Rabbimiz’e bol bol dua ve niyazda bulunmalıyız.
rehberdergisi.com

Yorum (34) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Temmuz 1, 2008 - SUCUKLU ÇÖREK

PDÇSE 26nın  ev sahibesi Huriye arkadaşımıza daveti için teşekkür eder,kendisine  kolaylıklar dilerim.

Bu tarifi bir kabartma tozu paketinin üzerinde görüp tarif defterime not almıştım uzun süre önce.

MALZEMELER

3 su bardağı un

2 yumurta(birinin sarısı üzeri için ayrılır)

1 su bardağı yoğurt

1,5 çay bardağı eritilmiş margarin veya tereyağı

100 gr.ince doğranmış sucuk

2,5 çay bardağı rendelenmiş beyaz peynir

1 paket kabartma tozu

1 tatlı kaşığı tuz

Yarım çay bardağı ince kıyılmış dereotu (maydanoz kullandım)

Yarımşar  çay kaşığı kırmızı biber ve karabiber

Üzeri için susam,çörekotu vb.(haşhaş  kullandım)

YAPILIŞI

Bir yumurta sarısı hariç diğer malzemelerle hamur yapılır.Yağlanmış 26 cm lik bir tepsiye yayılır.Benim tepsim biraz daha büyük olduğu için çöreğim pek kalın olmadı.Üzerine yumurta sarısı sürülür,susam,çörekotu serpilerek fırına verilir.Afiyet olsun.

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Saturday, Haziran 28, 2008 - PATATESLİ KARE BÖREK

Tarifi denizesintisi.com sitesinden almıştım.Beğendiğim yemek sitelerinden biri,uğramanızı tavsiye ederim.İkinci kez yaptım bu böreği.İstediğiniz iç malzemeyle yapabilirsiniz.

MALZEMELER

5 adet yufka

2 adet yumurta

Yarım çay bardağı sıvıyağ

Yarım çay bardağı süt

4 yemek kaşığı yoğurt

Tuz,kırmızı biber,nane

1 adet soğan

5 adet haşlanmış patates(küp küp doğrayın)

İç malzeme için biraz sıvı yağ(yarım çay bardağı kadar)

Üzeri için susam,çörekotu

YAPILIŞI

Soğanı doğrayıp biraz sıvı yağda kavurun.Üzerine patatesleri  ve baharatları ilave edip biraz da bu şekilde kavurun.Soğuyuncaya dek bekletin.Yumurtalar,sıvı yağ,süt,yoğurdu bir güzel çırpın.Yufkalardan birini düz bir zemine yayıp üzerine bu harçtan  bir kaç yemek kaşığı sürün.Bir tarafını ortaya doğru katlayın.Diğer tarafını da aynı şekilde ortaya doğru katlayın.Katlamadığımız diğer iki kenarı da aynı şekilde katlayın.Elde ettiğimiz şekli  bıçakla 4 eşit kareye ayırın.Ortalarına patatesli  malzemeden bir yemek kaşığı koyup  dört köşeyi ortaya doğru bohça gibi katlayın.Ters çevirip yağlanmış tepsiye dizin.Üzerine kalan yumurtalı harçtan sürüp susam,çörekotu serpin.Üzeri kızarıncaya dek fırında pişirin.Afiyet olsun.

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Saturday, Haziran 21, 2008 - TUZLU PASTANE KURABİYESİ

Kategori: KURABIYELER

img440/3324/tuzlupastanekurabiyesizx7.png
Tarifi pastacikiz.comdan  alarak denedik büyük kızımla beraber.Ufaklık dışarıda oyun oynamayı,bisiklet sürmeyi tercih etti:)Sitede güzel tarifler var.Daha önce ziyaret etmemişseniz  uğramanızı tavsiye ederim.

MALZEMELER

1 pk. oda ısısında tereyağ veya margarin

Yarım çay bardağı sıvı yağ

Yarım çay bardağı sirke

3 tatlı kaşığı şeker

1 tatlı kaşığı tuz

1 paket kabartma tozu

1 tatlı kaşığı mahlep(bu seferlik kullanmadım ama sevdiğim bir baharat)

Aldığı kadar un

Üzeri için 2 yumurta sarısı(bir adet kullandım)

Susam,çörekotu

YAPILIŞI

Tereyağ veya margarin,sıvıyağ,sirke,şeker,tuz,mahlep,kabartma tozu ve azar azar un ilavesiyle kulak memesi kıvamında bir hamur yoğrulur.Hamurdan küçük parçalar koparılarak çeşitli şekillerde kurabiyeler yapılır.Az  yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı dizilerek üzerine yumurta sarısı sürülüp susam,çörekotu serpilir.Üzeri kızarana dek pişirilir.Afiyet olsun.

 

 

 

 

Yorum (16) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Haziran 19, 2008 - İLİM YAKARIŞI

Kategori: DUALAR

Ey bilgilerin ve sırların Sahibi;
Senden bütün çaresizliğimle ve ihtiyacımla ilim istiyorum. Bilgisizliğimden ve cehaletimden beni kurtarmanı diliyorum.
Öğrenebilmek için çırpınıyorum; ama, hafızam ancak Senin izin verdiğin kadar bana yardımcı oluyor. Ben evrene serpiştirdiğin sırlarına muhtacım, bana öğreteceklerine muhtacım.
Sen bal yapmakla görevlendirdiğin arıya, balı nasıl toplayacağım daha doğmadan öğrettin. Sen bir ördek yavrusuna doğar doğmaz nasıl yüzeceğini öğrettin. Sen Senden istemesini bilmeyen pek çok varlığa, müthiş bilgiler ve yetenekler kazandırdın.
Ben ise, şimdi huzurunda bütün çaresizliğimle boynumu büküp Sana yalvarıyorum. Onlar konuşamadıkları için, isteyeme-den aldılar. Ben ise bütün içtenliğimle Senden diliyorum. Lütfen bana sınırsız ilminden bağışla. Bana ilme ihtiyacımı öğrettiğin gibi, benim ilmi istememi yarattığın gibi, benim ilmi öğrenmemi de, öğrendiğimi yaşamamı da yarat.
Beni, Seni tanımayan, kalbi kirli, basit ve karanlık bir cahil olarak yaşatma dünyada.
Beni, öğrettiğin ilimle ruhlarını Ay gibi parlattığın kulların gibi ilimle donat. Ben öğrenmek istiyorum. Ben ölümüme kadar ilim öğrenmeye çalışmak, Yaratılış gayeme uygun yaşamak istiyorum.
Boş zamanlarımda değersiz dedikodulardan ve gereksiz meşguliyetlerden kurtulmak istiyorum. Mümkün olan her uygun zamanimi, öğrenmeme izin vereceğin ilimlerle meşgul olmanın zevkiyle doldurmak istiyorum. Fakat, nefsime söz dinletemiyorum. Ben, beni yönetemiyorum. Ben, bana ruhumun yapmak istediğini yaptıramıyorum.
Bu zulümler ve gafletler asrında yorgunum, güçsüzüm. Lütfen rahmetinle beni destekle, irademi güçlendir; bana bilgiyi,  ilimle meşguliyeti ve öğrendiğimi yaşamayı sevdir.
Bana sırlarını öğret. Bana, Seni daha iyi tanıma fırsatı ver. Ey her şeyi bilen Allah'ım, ey isteyenlere öğretmek isteyen ! Allah'ım, Sana daha içten nasıl yalvarabilirim! Bilmiyorum.
Dr.Muhammed Bozdağ

ashabilyemin.com

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazar, Haziran 15, 2008 - GÜZEL GÖRMEK, GÜZEL YAŞAMAK...

Kategori: MAKALELER

Akıl için yol birdir.

Fakat bu bir olan yolu buluncaya kadar, büyük çabalar gerekiyor. Her nesil, Amerika’yı yeniden keşfedercesine, el yordamıyla doğruları bulmaya çalışıyor.

Oysa ki, hayatın doğruları şimdiye kadar milyonlarca kere yaşanmıştır. Hele de bizim inancımızla…

İnsanlık dünyasının nice parlak yıldızı bizim inancımızı paylaşan insanlar arasından çıkmıştır.

Bu dünyada nasıl yaşanacağını, nasıl üzüntüsüz olunacağını hayatlarıyla göstermişlerdir. Başta Peygamberimiz (A.S.M.) olmak üzere, bütün peygamberler, evliyalar, Allah dostları, bu güzel insanların ilk sırasında yer alanlardır.

Bunlar, doğru aklı, doğruyu bulmakta kullanmışlar ve bizlere de yaşanmaya değer hayatı göstermişlerdir.

O güzel insanların karşılarına çıkan kötüler de olmuş… Fakat bunlar, hem kötülüklerle tadı kaçırılmış bir ömür sürmüşler, hem de unutulup gitmişlerdir. Unutulmayanlar da, daima nefretle anılmışlardır.

Güzel insan olmak…

Bütün mesele bu…

Güzel insan olabilmek için de güzelliği önce kendi içinde bulmak gerekir.

Güzellik nasıl bulunur?

Nasıl yansıtılır?

Çirkinlik ve üzüntü nasıl yenilir?

Güzelliği bulmak ve güzel güzel yaşamak, her şeyden önce hayata bakış açımızı düzeltmemizi gerektiriyor.

Hayata nasıl bakacağız?

Olayları nasıl değerlendireceğiz?

İnsan olarak, bizim bu dünyadaki öncelikli görevlerimiz nelerdir?

Ve en önemlisi, hangi özellik ve alışkanlıklarla kendimizi sıradan ve basit yaratık olmaktan kurtarabiliriz?

Sıradan ve basit yaratık olmak…

Daha da kötüsü, çevresini rahatsız eden, üzen bir dert küpü olmak…

Sayısız arzu ve isteklerle dolu bir iç dünyanız olacak… İmkanınız az, gücünüz sınırlı bulunacak… Ve siz üzüntüsüz yaşamayı başarabileceksiniz…

Bu mümkün mü?

Bir denenme ve sınanma dünyasındayız.

Elbette bir yığın dert var önümüzde. Bütün bunlara rağmen, hayatı yaşanabilir kılmak ve daha da öteleri kazanabilmek için kullanmak mecburiyetindeyiz.

Üzüntüyü azaltabilmek için, sadece bakış açımızı değiştirmek bile yeterlidir. Olayları, insanları, yorumlama biçimimiz hayatımızın tadını tuzunu ya sağlayacak, ya da kaçıracaktır…

Bakış açısına göre insan, acıdan bile tat alabilir… Tatlıdan dahi haz duymayabilir.

Üzüntülere pabuç bırakmamak için elbette birçok etkili tedbir vardır. Önce bunları bilmeli, sonra da hemen uygulamaya koymalıdır.

Aynı şartlarda yaşayan birçok insan, üzüntü düzeyi bakımından çok değişik durumda bulunuyor. Biri hayatı çekilmez bulurken, diğeri, fevkalade mutlu olduğunu söyleyebiliyor.

İyimser insanlar  “ güzel görür, güzel düşünür”, dolayısıyla da  “hayatlarından lezzet alırlar”.

Her zaman tatlıya ulaşamayabiliriz. Öyleyse, acılardan tat almayı da bilmeliyiz. Bazı insanlar nasıl damak zevki için, çok acılı yemekler, hatta çiğköfteler yiyorlarsa, ruhumuzun acılarından da değişik lezzetler çıkarmayı bilmeli değil miyiz?

Karanlığın da hayatımızdaki yerini kabul etmeliyiz. Çünkü, her şey zıddıyla bilinir. Karanlık olmasaydı aydınlığın kıymetini hakkıyla anlayamazdık.

Acılarla da tatlıların değeri ortaya çıkar.

Çirkin güzelliğin idrakini sağlar.

Ağlamak olmasaydı, gülmek, güzelliğinden çok şey yitirirdi.

Hayat, karanlıkla aydınlığın, acıyla tatlının, gözyaşıyla tebessümün, mutsuzluklarla mutluluğun bütünüdür.

Önemli olan, seçme hakkımızı daima iyi kullanmak, güzeli, doğruyu, faydalıyı yaşatmaktır.

Mümkün olanın en iyisini, en güzelini, en doğrusunu yapma azmi, içimizde sürekli canlı kalmalıdır.

Hedeflerimize tamamen ulaşamasak bile, gönlümüzde üzüntü yerine, vazifesini yapmış olmanın huzuru doğacaktır.

vehbivakkasoglu.com

 

 

 

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Haziran 13, 2008 - MUZLU BONBONLAR

Kategori: TATLILAR

img119/5144/muzlubonbonlarri5.png

Bu tarifi de yine Hülya arkadaşımıza gönderiyorum,kendisine kolaylıklar diliyorum.

MALZEMELER

1 adet muz

Aldığı kadar pötibör bisküvi(Bir paket(26 adet) finger bisküvi kullandım.Bu miktar muzun büyüklüğüne göre artabilir veya azalabilir.)

Biraz tarçın

Bulamak için hindistancevizi

YAPILIŞI

Robotta yaptım çok pratik oldu. Soyulmuş muz,biraz tarçın ve  bisküviyi  yumuşak bir hamur haline getirin, ama elinize çok yapışacak kıvamda olmasın,Hindistancevizi bulanmayacak kadar da çok katı olmasın.Küçük toplar yapın ve Hindistancevizine bulayın.Biraz dinlendirerek servis yapın.İçine isteğe göre fındık,fıstık,ceviz içi vb. de koyabilirsiniz.Afiyet olsun.

Tarifi uzun süre önce hanimlar.com’da görmüştüm.Yapmak bugüne kısmetmiş.Çok hafif atıştırmalık  bir lezzet.

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


« :: »
















Menü

Hakkımda

Mala mülke olma mağrur,deme var mı ben gibi, Bir muhalif rüzgar eser,savurur harman gibi

Bağlantılar

  • ANA SAYFA

  • PROFİLİM

  • ARŞİV

  • Yorumlar

    ^

    s.a arkadaşım
    Hayırlı Günler
    selam
    canım merhaba
    Selamun Aleyküm Arkadasim

    Linklerim

    ü MANDALİNATV
    ü İYİBİLGİ
    ü GIDA RAPORU
    ü ZEHRANET
    ü İKRA
    ü SADABAT
    ü HANIMLAR
    ü ŞEBNEM
    ü GÖNÜL DÜNYAMIZ
    ü KADIN VE AİLE
    ü SEVDE
    ü ÇOCUKLAR İÇİN
    ü CAN KARDEŞ
    ü UMUT ÇOCUK
    ü BİRDİRBİR
    ü ANNE NOTLARI
    ü HAK-DİLARAM
    ü RİSALET
    ü KİŞİSEL REHBERLİK
    ü O.NURİ TOPBAŞ
    ü SENAİ DEMİRCİ
    ü VAKİT GAZETESİ
    ü YENİ ŞAFAK
    ü YENİ ASYA
    ü ZAMAN
    ü YAĞMUR DERGİSİ
    ü EV OKULUM
    ü OYNA ÖĞREN EĞT.

    HER GÜNE BİR DUA

    BİR HADİS

    Haberler

    ÖZEL HABER

    GÜNCEL YAZILAR

    BANNERIM

    Graphics by yinebiirgulnihal/YBG

    SİTENİZE EKLEMEK İSTERSENİZ:


    gif animation
    Free cursors for MySpace at www.totallyfreecursors.com!
    Din Ahlak ve Eğitim Siteleri Listesi http://www.tavaf.com/toplist/ Islami Siteler Listesi
    ihyaList - ihya.org kaliteli siteler arsivi